h Dolar 13,6110 %0.34
h Euro 15,5660 %0.34
h Altın (Gr) 798,11 %0,19
h Bitcoin 595922 %-0.52189
a İmsak Vakti 02:00
a

Altınova ve Hersek Lagünü 3D rekonstrüksiyonlarla meraklılarının erişimine sunulacak

Uzman Arkeolog Işıl Akalan Gündüz, 4. yüzyıldan sonra büyük önem kazanan Yalova’nın Altınova ilçesinin geçmişte balıkçılık, hayvancılık ve üretilen sepetlerle ekonomiye katkı sağladığını belirterek, “3D rekonstrüksiyonlarla da bölgenin sualtı kültür mirasını ve yapılan çalışmaları herkesin erişimine sunmayı planlamaktayız. Böylece yapılan çalışmaları her yaştan insanla buluşturmak istiyoruz. Bu üç boyutlu çalışmalar arasında Civetot muharebesinin canlandırılması da var” dedi.

Uzman Arkeolog Işıl Akalan Gündüz, 2018 yılından beri Yalova’nın Altınova ilçesindeki kıyı şeridinde yürütülen arkeolojik sualtı yüzey araştırmaları ve bölge hakkında bilgi verdi. İmparator Konstantin’in annesi Helena’nın adını alan Helenopolis kentinin 4. yüzyıldan sonra büyük önem kazanan liman kentlerinden olduğunu belirten Gündüz, “2018 yılında Yalova ili kıyıları antik liman ve sualtı yüzey araştırmasına başlamamızın sebeplerinden biri de çağlar boyu değişen kıyısal ekonomiyi anlamaktı. Sualtı arkeolojisi dendiğinde akla sualtında bulunan kültür mirası gelse de, sualtındaki batıklar ve yapılar karada olan birçok yapı ve yerleşimin bir parçasıdır ve denizcilik ve kıyı ekonomik faaliyetleri ile doğrudan bağlantılıdırlar. Bu nedenle sadece sualtı kültür mirasının tespiti değil aynı zamanda kıyısıal ekonomi ve üretim faaliyetleri de sualtı yüzey araştırmamızın bilimsel sorularından biridir. Kısaca, limanlar, yol ağları, kıyısal yerleşimler ve neyin nerde üretilip hangi yollarla ticaretinin yapıldığını anlamak çalışmamız için büyük önem arzetmektedir. Antik kaynaklar günümüz Yalova bölgesi hakkında sınırlı bilgiler sunsa da Constantopolis’in başkent olmasından sonra bölgedeki liman kentleri önem kazanırken, bazı yeni ticari liman yerleşimleri de ortaya çıkmıştır. Özellikle Anadolu yol ağının son bulduğu liman yerleşimleri yeni başkent için yaşamsal kaynaklar oluşturmaktaydı. 4-5. yüzyıla tarihlendiği düşünülen Tabula Peutingeriana yani Peutinger haritası Constantinopolis çevresindeki yol ağları ve merkezi yerleşimler hakkında bilgi vermektedir. İmparator Konstantin’in annesi Helena’nın adını alan Helenopolis kenti de 4. yüzyıldan sonra büyük önem kazanan liman kentleridir. Helenopolis, Hersek Lagünü’nün hemen üst tarafında bulunan Dedeler Tepe mevkiine lokalize edilmiştir. Bölgenin bir diğer yerleşimi de Clive Foss tarafından lagünün hemen aşağısına lokalize edilen Limnae yerleşimidir. Bu iki yerleşimin bulunduğu alanların ortasında bölgenin en belirgin coğrafi unsurlarından biri Hersek Lagünü’dür” dedi.

“Çok zengin bir ekosistem”

Çok zengin bir ekosisteme sahip olan Hersek Lagünü hakkında Osmanlı kaynaklarından önemli bilgiler edinildiğini ifade eden Gündüz, “İstanbul’da satılan balıkçı sepetlerinin İzmit Körfezi’nde bulunan Hersek’ten gelen sazlardan yapıldığı belirtilmektedir. Osmanlı döneminde sepetlerle izmarit, karides, istakoz ve gelincik balığı yakalanırdı. Okkası altı ila sekiz altın kuruşa satılan sazların bir okkasından üç adet ıstakoz avı sepeti üretilebilmektedir. Bir istakoz sepeti on beş altın kuruşa satılırdı. Edilen kara bakıldığında sazın ve sepetçiliğin ekonomi için değerli bir kaynak olduğu açıkça görülmektedir. Hersek Lagünü’nün sazlarının sadece balık sepeti için değil çağlar boyunca birçok çeşit yerel sepet için de hammadde oluşturmuş olabileceğini söylemek yanlış olmaz” diye konuştu.

“15 ton balık elde edilirdi”

Osmanlı kaynaklarına göre Hersek Lagünü’nün bir diğer ekonomik değerinin likorinoz veya berekat balığı olarak bilinen, tuzlanıp fıçılara basılan, daha sonra da tütsülenen kefal olduğunu söyleyen Gündüz, “Bu çok işgücü gerektiren balığın en kalitelileri Hersek Lagünü ve Tuzla Gölü’nden gelen kefallerden yapılmaktadır. Hersek Lagünü’nde sadece şubat ve mart aylarında balık avlanılır ve 15 bin kilogram balık elde edilir. Lagünün Osmanlı döneminde bu kadar önemli ekonomik değerlere sahip olması bunun Osmanlı dönemi öncesi kullanımı hakkında da bize ipucu vermiş oldu. 4 yıldır bölgedeki yaptığımız araştırmalar bize Geç Antik Çağ’dan Osmanlı dönemine kıyı şeridinde büyük değişimler olduğunu göstermekteydi. Günümüzde lagünün önü betonarme bir setle kapatılmıştır. Bu set muhtemelen 1930’lardan sonra yapılmıştır. Yaptığımız yüzey araştırmalarında onun hemen önünde uzun dikdörtgen kireç taşından yapılmış kenetsiz muhtemelen Osmanlı döneminde yapılmış olduğunu düşündüğümüz lagün seddini tespit ettik. Modern seddin yaklaşık 100 metre açığında ise düzensiz kireç taşlarının bir set şeklinde yığılmasıyla yapılmış bir set daha tespit ettik. Bu set kıyı şeridinin değişiminden önceki lagün seddi olmalıdır. Şu anki yüzey araştırmamızın sonuçlarına göre kıyı şeridinin 13. yüzyıldan sonra değiştiğini düşünmekteyiz. Bu da bu seddin 13. yüzyıldan önce lagünün balık çiftliği olarak kullanıldığını düşündürmektedir. Balık setleri veya bentleri ilkel bir balık tutma yöntemi olup, prehistorik dönemden beri kullanılan bir balık tutma yöntemidir ve hala bu yöntem başta İngiltere dahil birçok ülkede kullanılmaktadır. Ayrıca bu yöntem sürdürülebilir balıkçılığa örnek gösterildiğinden desteklenmektedir” dedi.

2021 yılında Karamürselbey Eğitim Komutanlığı açıklarında sualtında tespit ettikleri ve değişik dönemlerde Limnae yerleşimi ve Civetot Kalesi manastırına ait olduğunu düşündükleri yapı grubunun kuzeyinde bir zeytınyağı işliği tespit ettiklerini söyleyen Gündüz, “Zeytinyağı Roma ve Bizans döneminde sadece yemek için değil, aydınlanmak, kozmetik ve tıbbi alanlarda kullanılan çok önemli ve yaşamsal bir ihtiyaçtı. Zeytinyağı deyince genelde İznik bölgesi akla gelse de bu zeytinyağı işliği ile Altınova zeytinyağı üretimini belgelemiş olduk. Bölgenin Osmanlı döneminde önemli başka bir tarımsal faaliyeti hayvancılığa geçmek istiyorum. 1915 tarihli Erkan-ı Harbiye haritasında Hersek deltasında özellikle sulak alanlarda tam, ağıl ve çiftlikler görülmekte. 19. yüzyılda Osmanlı’nın bölgesel üretimini belgeleyen Vital Cuinet, Karamürsel yöresinin hayvancılığını belgelemiştir. Bu yörede Mizitra adında koyun ve keçi peynirinden üretilen ve sert bir tadı olan peynir İstanbul’a gönderilmektedir. Mizithra, anız (küçükbaş hayvanların ilk sütü) sütü kullanılarak yapılan bir peynirdir. Tuzsuz, yağlı ve inanılmaz lezzetli olup, tatlı lor peyniri ile gravyer arasında bir lezzeti vardır. Yumuşak, orta ve eski sert tipleri vardır” diye konuştu.

Altınova Belediyesi ile yaptıkları işbirliği sonucu bu tarihi değerleri teker teker bölgeye kazandırdıklarını belirten Gündüz, “Altınova Belediye Başkanı Metin Oral’ın değerli girişimleri ile Hersek Lagünü’nün önünden tutulan kefaller ile likorinoz yapımının tekrar canlanmasına katkıda bulunduk. Limnae/Civetot antik zeytinyağı üretiminin daha net anlaşılmasıyla onun da hikayesini Altınova’nın tarihine ekleyeceğiz. Bunun dışında 3D rekonstrüksiyonlarla da bölgenin sualtı kültür mirasını ve yapılan çalışmaları herkesin erişimine sunmayı planlamaktayız. Böylece yapılan çalışmaları her yaştan insanla buluşturmak istiyoruz. Bu üç boyutlu çalışmalar arasında Civetot muharebesinin canlandırılması da var” diye konuştu.

İHA

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

1924’te Atatürk’ün talimatıyla kuruldu, 98 yıldır ayakta

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0