h Dolar 9,2733 %-0.04
h Euro 10,7679 %-0.04
h Altın (Gr) 525,62 %-0,13
h Bitcoin 565174 %0.32257
a İmsak Vakti 02:00
a

DÜNYAMIZ TEHDİT ALTINDA: ÇÖLLEŞME

ÇÖLLEŞME NEDİR?

Çölleşme; kurak veya kuraklığa yüz tutmuş iklim bölgelerinde arazinin yağış alma ve su tutma kapasitesinin azalması ve doğal bitki örtüsünün tahrip olarak toprak erozyonunun yaşanması olarak tanımlanabilir. Daha kısa olarak tanımlayacak olursak çölleşme toprağın çoraklaşmasıdır. Çölleşen bölgelerde bitki örtüsü neredeyse hiç görülmez. Bu bölgelerde genelde dikenli bitkiler veya çok ince yapraklı bitkiler görülür. Çöl bölgelerinde yaşayan hayvan türü de çok düşüktür. Genelde sürüngen dediğimiz hayvan türleri ve dayanıklı böcek türleri bu bölgelerde yaşar. Bu bölgeler gündüzleri aşırı sıcağa, geceleri ise aşırı soğuğa maruz kalır.

ÇÖLLEŞME NASIL OLUŞUR?

 Çölleşmeye neden olan başlıca unsurlar şu şekilde sayabiliriz:

İklim değişikliği sonucu yaşanan kuraklık, bitki örtüsünün tahrip edilmesi, nüfus artışı sonucu su kaynaklarının fazla tüketimi, yanlış tarım ve sulama uygulamaları, aşırı otlatma. Bunların yanında özellikle dikkat edilmesi gereken büyük fabrikaların kullandığı su miktarı, zehir salınımlar sonucu toprağın tahrip edilmesi ve bitki örtüsünün yok olması.

ÇÖLLEŞME BİZİ NASIL ETKİLER?

 Çölleşme; su kaynaklarının kuruması, bitki örtüsünün yok olmasıyla beraber hava kirliliği, erozyon ve biyoçeşitliliğin azalmasından dolayı doğal ortamların bozulması sonucu yaşam kalitesinin düşmesi, kıtlık ve göç gibi sorunlara neden olur. Hatta savaşlara bile neden olabilecek bir küresel sorundur.

DÜNYADA ÇÖLLEŞME[i]

Dünyada 18’i gelişmiş olmak üzere 110 ülkedeki 250 milyona yakın insan çölleşmenin olumsuz etkilerinden doğrudan etkilenmekte,1,2 milyardan fazla insan ise çölleşme riski bulunan topraklarda yaşamını devam ettirmektedir. Her yıl toprağın üst tabakasının 24 milyar tonu kaybedilirken, 6 milyar hektar alan çöle dönüşmektedir. Sadece yanlış sulama ile dünyada her yıl 500 bin hektar alan çölleşmektedir. BM Çevre Programı verilerine göre çölleşme süreci her yıl 42 milyar dolardan fazla mali yük getirmektedir. Sadece Afrika’nın yıllık kaybı 9 milyar dolardır.

ÜLKEMİZDE ÇÖLLEŞME NEDENLERİ VE DURUMU

Küresel çapta bir sorun olan çölleşme, ülkemiz için de giderek büyüyen bir sorundur. Ülkemizde çölleşmeye doğrudan etkileyen nedenleri şu başlıklar altında toplayabiliriz:

  1. Doğal Nedenler. (Erozyon, toprak verim kalitesinin bozulması, iklimsel değişikler vb.)
  2. Teknik Nedenler (Ormansızlaşma, meraların ve hidrolojik yapının bozulması, toprakların amacı dışında kullanılması ve yanlış yönetimi vb.)
  3. Sosyoekonomik Nedenler
  4. Yönetimsel ve Yasal Nedenler

Türkiye’de henüz çöl bulunmamaktadır. Türkiye buna rağmen çölleşme ve erozyonla mücadelede faaliyet gösteren ilk 5 ülke arasında yer almaktadır. Ülkemizde Iğdır, Konya ovaları ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi çölleşmeye yüz tutmuş bölgelerdir.

ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELEDE TARİHSEL SÜREÇ[ii]

  • Çevre sorunlarının Birleşmiş Milletler düzeyindeki ilk konferansı 5 Haziran 1972 tarihinde Stockholm’da yapılmıştır. Bu konferans çevre olgusunu Dünya Çevre Günü olarak tüm dünyadaki ülkelere taşımıştır. 
  • 1973 yılında Birleşmiş Milletler, Çevre Mültecisi kavramından yola çıkarak Sahel Ofisi’ni kurmuştur.
  • 1976 yılında Kanada’nın Vancouver şehrinde Habitat – 1 Zirvesi toplanmıştır.
  • 1977 yılında Birleşmiş Milletlerce, Çölleşme ve Eylem Planı Konferansı düzenlenmiştir. Bu konferansta ilk kez çölleşmenin bir evrensel problem olduğu vurgulanmış ve çölleşmeyle ilgili eylem planı benimsenmiştir.
  • 1983 yılında Birleşmiş Milletler, Dünya Çevre ve Kalkınma Araştırma Komisyonu’nu oluşturmuştur.
  • 1987 yılında Brutland Komisyonu, Çevre ve Kalkınma üzerine Dünya Komisyonu Raporunu açıklamıştır.
  • 1992 yılında Rio de Janerio’da Birleşmiş Milletler, 179 ülkenin katılımıyla, Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansında, içinde Gündem 21’de olan 5 adet Rio Belgesi açıklanmıştır.
  • 1994 yılında Paris’te, Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi kabul edilmiştir. 17 Haziran, Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir.
  • 1996 tarihinde Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı Habitat 2 Kent Zirvesi İstanbul’da yapılmıştır.
  • Sonra sırasıyla, Dakar – Senegal (1998), Recife – Brezilya (1999), Bonn – Almanya (2000), Cenevre – İsviçre (2001) ve Havana – Küba (2003) olmak üzere 6 Taraflar toplantısı gerçekleşmiştir.
  • Türkiye ise 11 Şubat 1998 tarih ve 23258 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4340 sayılı Yasa ile Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ne 1998 yılında taraf olmuştur.

ÇÖLLEŞMEYİ ÖNLEMEK İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Çölleşmeyi önlemek istiyorsak öncelikle doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını benimsememiz gerekmektedir. Beşerî ve ekonomik faaliyetlerin doğal ortamla uyumlu olarak planlanması ve doğru arazi kullanım yöntemlerinin seçilmesi çölleşmenin etkilerini en aza indirgeyecektir. Bunların yanında doğal kaynakların israf edilmeden kullanılması, arazi kullanımlarında bilimsel ölçeklerde planlama yapılması, çölleşme ile mücadele sürecine halkın katılımının sağlanması ve bu seviyede halkın bilinçlendirilmesi, su kaynaklarının korunumu ve kullanımının en aza indirilmesi, bitki örtüsünün korunması, ağaçların kontrollü kesimi ve yerine ağaç dikilmesi, bolca ağaçlandırma yapılması, bölgelere uygun tarım ürünlerinin tercihi, aşırı ve yanlış sulama yerine damla sulama gibi gelişmiş yöntemlerin tercih edilmesi, mera ve otlakların aşırı otlatmaya karşı korunması çölleşme etkisini en aza indirgeyecek unsurlardır.

[iii]Ülkemizde çölleşme konusunda Karapınar kumulları örneğini verebiliriz. Karapınar kumullarının oluşumu tipik bir çölleşme olayıdır. Daha önce çöl olmayan bir alanda şartların oluşması halinde bölgenin nasıl çölleşebileceğini gördüğümüz ülkemizdeki ilk örnektir. Alan 15 yıl gibi kısa sürede çöl görünümü almıştır. Ülkemiz iyi bir örnek çalışmayla alanı çöl durumundan kurtarmıştır.

Çölleşmenin başladığı alana rüzgâr erozyonuna karşı önlemler alınarak çölleşme durdurulmuştur. Kamış perdeler, otlandırma ve ağaçlandırma çalışması yapılmıştır. Ağaç çeşidi olarak iklime uygun akasya, iğde, dişbudak, karaağaç, çam, sedir, badem kullanılmıştır. Karapınar çalışmaları dünyadaki en başarılı 10 projeden biri olarak kabul edilir. Arazi yeniden tarım arazisine dönüştürülmüştür.

ÇÖLLEŞMENİN DÜNYADAKİ ETKİLERİNİ İÇEREN İSTATİSTİKİ BİRKAÇ VERİ

      Aşağıda okuyacağınız istatistikler aşırı derecede rahatsız edici fakat önlenemez değildir.[iv]

  • Kurak alanlar, dünya topraklarının yaklaşık %41’ini kaplıyor ve 2 milyardan fazla insanı, yani dünya nüfusunun üçte birini barındırıyor.
  • Kurak toprakların yüzde 10 ila 20’sinin şimdiden toprak kaybına uğramış olduğu hesaplanıyor.
  • Sorunun en vahim olduğu bölgeler Afrika Sahra altı ve Güney Asya ülkeleri.
  • Çölleşmeden etkilenen toplam arazinin 6-12 milyon km kare olduğu tahmin ediliyor. Bu da yaklaşık Çin kadar bir bölge demek.
  • Kurak topraklar, insan neslinin en eski kültürleri dahil olmak üzere büyük bir yaşam çeşitliliği barındırıyor.
  • Dünyadaki ekosistemlerin %60’ı büyük oranda, hatta artık yararlanılamayacak ölçüde, bozulmuş durumda. Bu ekosistemlere kurak toprakların yanı sıra ormanlar, balıkçılık alanları, hatta soluduğumuz hava da dahil.
  • Çölleşme ve kuraklığın, tarım ürünleri verimliliğinde, dünyada her yıl 42 milyar Dolarlık bir kayıp yarattığı tahmin ediliyor.
  • Dünyanın etkili arazilerinin neredeyse üçte biri geçtiğimiz 40 yıl içinde erozyon nedeniyle terk edildi. Her yıl 20 milyon hektarlık tarım alanı ya toprak kaybı nedeniyle ekin alınamaz hale geliyor ya da kentleşmeyle terkediliyor.
  • Sahra Çölünden kalkan tozun, Kuzey Amerika dahil çok geniş bir alanda solunum sorunlarına yol açtığı ve Karayipler’deki Mercan Kayalıklarını etkilediği saptanmış.
  • Erozyonda kayba uğrayan toprağı yerine koymak çok zor ve ağır bir süreç. 2.5 cm’lik bir toprağın yaratılması 500 yıl alabiliyor. 

SONUÇ

Çölleşme giderek artan küresel bir sorun haline gelmiştir fakat halen geç kalmış sayılmayız. Yeter ki insanlık bir arada çalışmaya heves ve gayret göstersin. Ortak geleceğimizi tehdit eden bu sorunu hep birlikte çözmemiz o kadar da zor değil. Önemli olan gereken bilinci insanlarımıza aşılamak. Devletlerin bu konuda gerekli davranışları göstermeleri gerekmektedir. Daha bilinçli toplum ve tüketim için eğitim verilmelidir. Giden topraklarımızı yerine koymak zor olabilir fakat toprakların gitmesini durdurabiliriz. Tüketim hızımızı kesmezsek çocuklarımıza kötü bir gelecek bırakmış olacağız. [v]


[i]https://web.archive.org/web/20160304222333/http://www.cem.gov.tr/erozyon/AnaSayfa/collesme.aspx?sflang=tr

[ii] Çevre ve Orman Bakanlığı yayınları No : 250 – Çölleşme ile mücadele Türkiye Ulusal Eylem Programı

[iii]  Çölleşmeyle Mücadele” tema.org.tr ve AĞCA, Barçın. “Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi ve Türkiye’de Örnek Uygulama “Konya Karapınar””. Uluslararası Ekonomik Sorunlar Dergisi

[iv] https://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home.html

[v] https://www.mfa.gov.tr/kuraklik-ve-collesmeyle-mucadele.tr.mfa

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Pendik’te balık adamlardan müsilaj temizliği

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0