X

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Anna Karenina

Anna Karenina’yı da okumadım demem artık! Tam tamına 1062 sayfayı okudum bitirdim ve tek kelimeyle bayıldım.

Rus Edebiyatına olan aşkımı tekrarlamama gerek var mı? Yazarların seçtikleri konulara ve konuları işleyiş biçimlerine bayılıyorum zaten. Tolstoy da Anna Karenina’da kendini aşmış. Yalnızca Anna’yı değil, onun hayatına dokunan, bir şekilde hayatında yer edinen herkesi öyle ince ve öyle içten anlatıyor ki her birinin hayatına müdahil oluyoruz sayfalar ilerledikçe.

 

İlk sayfalarda Darya Aleksandrovna’nın acısına ortaklık ettim, ah be Dolly, nedir bu kadınların derdi dedim. Onunla beraber üzüldüm, onunla beraber nefret ettim Stepan Arkadyiç’ten. Daha sonra Dolly tüm yaşananları sineye çekip kocasını affettiğinde bu kez Dolly’ye kızdım. Aldatan kocalar affı hak etmiyorlar sevgili Dolly, gördün mü başına gelenleri?

 

Darya’nın kardeşi biricik Kiti. Başlangıçta iki şık arasında kalmasıyla, kendi fikri ve kendine özgü karakteri yokmuş gibi savruk davranmasıyla itici gelse de doğru (bana göre doğru) şıkkı seçmesiyle içerisindeki gerçek ve iyi Kiti’yi görmek çok güzeldi. Canım Kiti.

 

Stepan Arkadyiç’e yazımda yer verme niyetim yok. Evlilik birliğine karşı sadakatsiz davranışlar sergileyen bir de bunu marifetmişçesine haklı gösteren ve başkalarına da örnek gösteren biri…

 

Daha sonra Anna geldi. Simsiyah saçlarıyla herkesi kendine hayran bırakan balıketli Anna. Nasıl oluyor da bu kadar etkileyici olabiliyor, nasıl herkes ona hayran anlamaya çalışırken tanık oldum görünüşün aldatıcı olduğuna. Koskoca Rus Klasiğine ismini verse de klasik bir ahlak abidesi olmaması beni üzdü. Ben ve Aleksey Aleksandroviç seni asla affetmeyeceğiz Anna!

 

Vrosnkiy… Yüzyılın romantiği olabilecekken yanlış kadını seçtin be koçum. Yetmedi Türklere karşı savaşmak için gönüllü oldun. Senin de bu yazıda yerin yok.

 

Lenin karşıma çıktığı ilk andan beri bir türlü ısınamadığım bir karakter. Kah sevip hak verdim, kah saçmaladığını görüp nefret ettim. Mis gibi bir yuva kurmuşken anlamsız vesveselere kapılıyor, hiç yoktan kıskanacak bir şeyler buluyor ve evliliklerini kendisine de eşine de dar ediyor. Abileriyle ilişkileri ise çok sıkıcı. Anlatmaya değmez…

 

Canım kitaptan eklemek istediğim birkaç küçük alıntı:

 

Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.

 

Yapmacıklık, ne şekilde olursa olsun en akıllı, en sağgörülü adamı bile kandırabilir; ama yapmacıklık ne kadar büyük bir ustalıkla gizlenirse gizlensin en kıt anlayışlı çocuk bile onu anlar ve tiksinir.

 

İnsanın sıkılmaması için sıkılacağını aklına getirmemesi gerekir. Bu tıpkı uykusuzluktan korksan bile uykuya dalamayacağından korkmana gerek olmaması gibi bir şeydir.

 

Çevresini saran koşulların karmaşıklığını en küçük ayrıntılarına dek bilen her insan, ister istemez bu koşulların karmaşıklığının ve bunlara açıklık getirme zorunluluğunun sadece kendisinin kişisel, rastlantısal bir özelliği olduğunu sanır ve başkalarının da tıpkı kendisi gibi karmaşık kişisel sorunlarla kuşatılmış olduğunu hiç aklına getirmez.

 

Kadın eğitim eksikliği yüzünden haklarından yoksundur, eğitim eksikliği ise hakların yoksunluğundan kaynaklanmaktadır. Unutmamak gerekir, kadınların köleleştirilmesi o kadar büyük ve eski bir konudur ki, onları bizden ayıran uçurumu genellikle anlamak istemeyiz.

 

 

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Huzurlu Olmak İstiyorsanız UFAK ŞEYLERİ DERT ETMEYİN

Yazarlar
Video
Galeri
Sabah Haberi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Sabah Haberi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.