X

Türk Siyasal Tarihine bakış: CHP ve Demokrat Parti ilişkisi

Türk siyasi tarihine ve çok partili döneme geçiş sürecine kısa bir bakış.

1924 ve 1930 da çok partili hayata geçmeye çalışan Türkiye başarılı olamadı ve tek partili hayatın devamı süresince ve özellikle 1930’dan sonra, Cumhuriyet Halk Partisi devlet ile özdeşleşmeye başladı. 1937’de parti ilkeleri de anayasaya girince CHP neredeyse devlet olarak adlandırılabilirdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüyle beraber İsmet İnönü devrin büyüklerini bir araya toplayarak oluşabilecek çok başlılığı engellemek adına girişimlerde bulundu ve büyük ölçüde de başarılı oldu.

Demokrat Parti’nin kuruluşu

Takip eden yıllarda II. Dünya Savaşı’nın da etkisiyle Türkiye ekonomisi iyice kötü bir sürece girdi. Üretim kırsaldaki gençlerin askere alınmasıyla ciddi derecede düştü. Öte yandan büyük toprak sahipleri ise adeta kendilerine ait bir piyasa oluşturdu. Enflasyon ve hayat pahalılığı artınca ülkede işler kötü gitmeye başladı. Çözüm olarak ortaya konan Varlık Vergisi Kanunu ile halk ağır vergilerle karşı karşıya kaldı. Bu durum kent burjuvazisinin hedefini iktidara çevirmesine yol açtı. Söz konusu olaylar sonucu halk muhalefet saflarına geçmeye başladı.

II. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle demokrasinin zaferiyle sonuçlanan bir döneme girildi ve Türkiye’de zaten uzun süredir öne çıkan demokrasi isteği ise en üst noktaya ulaştı. 1945 bütçe görüşmelerinde Celal Bayar, Adnan Menderes gibi isimler bütçeye ret oyu verdiler ve Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu görüşmeleri sırasında da muhtelif tartışma yaşandı. Bu yasanın görüşüldüğü günlerde Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan, CHP Grubu’na Dörtlü Takrir adlı bir önerge verdiler. Önerge ülke ve parti yönetiminde özgürlükçü bir anlayış içeren düzenlemeler yapılmasını öngörüyordu. Ancak Dörtlü Takrir reddedildi (12 Haziran 1945). Bunun üzerine, Menderes ve Köprülü o günkü Vatan Gazetesi’nde Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına karşı o güne değin örneğine rastlanmayan sertlikte yazılar yazmaya başladılar. Partiden ihraç edilen yahut istifa eden birçok isim oldu Celal Bayar da önce milletvekilliğinden ve daha sonra da partiden istifa ederek 1 Aralık 1945’te parti kuracaklarını açıkladı. İnönü’den de alınan destekle 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti kuruldu.

 

Demokrat Partinin programı iki esas çevresinde şekillenmişti: Liberalizm ve demokrasi. Cumhuriyet Halk Partisinin ekonomik olarak ülkeyi kötü hale sokmasından dem vurularak devletçilik ilkesini eleştirdiler. Halk Demokrat Parti’yi daha önceki acı deneyimleri yaşamayacaklarına inanarak büyük kitleler şeklinde geçiş yaparak destekledi. Buna rağmen Demokrat Parti girdiği ilk seçimi kaybetti.

Türk halkının yeni seçimi

14 Mayıs 1950 günü yapılan seçimde Türkiye’de artık bir devrin sonu geldi ve Cumhuriyet Halk Partisinin tek parti dönemi sona erdi. 1923’ten beri Türkiye’yi yöneten Cumhuriyet Halk Partisi artık iktidarı halkın oyuyla Demokrat Partiye bıraktı. Bu “Demokrasi Zaferi”nin ardından Celal Bayar cumhurbaşkanlığına getirildi. Böylece İsmet İnönü ana muhalefet lideri olarak yerini aldı. Hükümette bulunduğu süre zarfında Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisine göre daha hoşgörülü ve yumuşak bir yönetim anlayışıyla halkı kucakladı. Radyoda yayınlanması yasak olan dini yayınlar ve mevlitlerin yasakları kaldırıldı. Ezan tekrar Arapça şeklinde okunmaya başlandı. Ayrıca yapılan ekonomik çalışmaların da ülkeyi rahatlatması sonucunda Demokrat Parti yönetimi büyük başarı elde etti.

Değerlendirme

Tüm bunlardan yola çıkarak, Demokrat Partinin, Mustafa Kemal’in vefatının ardından tek partili sistem ile hüküm süren Cumhuriyet Halk Partisinin otoriter yönetim ve yasakçı rejimine karşı çıktığını, önceki dönemlerde mevcut olmayan yenilikçi çalışmalara imza attığını, halka karşı tutumu ve diğer her yönüyle Cumhuriyet Halk Partisinin devamı olmaktan ziyade kendi temelleri üzerinde yükselen bağımsız bir parti olduğunu söyleyebiliriz. Cumhuriyet Halk Partisi devletçilik ilkesini benimseyip ekonomi üzerindeki müdahalesini üst düzeylerde tutmuşken Demokrat Parti daha ılımlı bir tavır sergileyerek piyasayı daha serbest kılmıştır. Liberal ve demokratik kimlikleriyle yeni kurulmuş olmalarına rağmen birçok insanı etkileyip iktidara gelebilmişlerdir. Cumhuriyet Halk Partisinin yarattığı tek parti algısını yıkmış ve vatandaşları demokrasiyle tanıştırmışlardır.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sevgi seli

Yazarlar
Video
Galeri
Sabah Haberi'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Sabah Haberi'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.