a

Okula uyum sürecinde ebeveyn tutumunun önemi

Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, okula uyum sürecinde ebeveyn tutumunun öneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Okulun, bir çocuğun anne kucağından sosyal yaşama adım attığı önemli bir süreci başlattığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam Danışma Mer...

Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, okula uyum sürecinde ebeveyn tutumunun öneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Okulun, bir çocuğun anne kucağından sosyal yaşama adım attığı önemli bir süreci başlattığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam Danışma Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Uzm. Klinik Psikolog Enise Öziç, “Bu süreçte her çocuk birbirinden farklı olumlu ya da olumsuz denilebilecek davranış özellikleri gerçekleştirebilmektedir. Ebeveyn kendi duygularını kontrol edebilmelidir. Kaygısını çocuğa yansıtması çocukta da kaygı yaratabilmektedir. Çocuğa duygularının normal olduğu anlatılmalı ve o duyguları nasıl kontrol edebileceği öğretilmelidir” dedi.

“Okul fobisine dikkat edilmeli”

Okulun, bir çocuğun anne kucağından sosyal yaşama adım attığı önemli bir süreci başlattığını söyleyen Enise Öziç, “Bu süreçte her çocuk birbirinden farklı olumlu ya da olumsuz denilebilecek davranış özellikleri gerçekleştirebilmektedir. Okula başlangıçta ilk haftalarda birçok çocukta okula uyum konusunda kaygı, korku, isteksizlik, oyun ortamından ya da anneden ayrılamama gibi duygu ve davranışlar beklenebilmektedir. Bu davranış örüntülerine normal denilebilir. Bu gibi durumlarda çocuklara bilgi ve güven verilmesi onların rahatlamasına ve sakinleşmesine yardımcı olabilmektedir. İlk haftalarda bu örüntülerin azalması ve bitmesi beklenmektedir. Ancak bazı çocukların uyum süreci çok daha zor olabilmekte ve hatta okul reddine ya da okul fobisine dönüşebilmektedir” diye konuştu.

“Çocuğunuzun duygularını kabul edin”

Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun biçimde yaşadığı durum hakkında bilgi verilmesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Klnk. Psk. Öziç, “Ebeveyn kendi duygularını kontrol edebilmelidir. Kaygısını çocuğa yansıtması çocukta da kaygı yaratabilmektedir. Çocuğa duygularının normal olduğu anlatılmalı ve o duyguları nasıl kontrol edebileceği öğretilmelidir. Çocuğun duyguları kabul edilmeli ve kendisini güvende hissetmesi adına şefkatli olunmalı ve sarılmak dokunmak gibi güven verici yaklaşımlar sergilenmelidir. Çocuğa rutinler oluşturulmalı ve belirsizlik ve düzensizlik olabildiğince azaltmalıdır. Çocuğun bulunacağı ortama alışabilmesi ve orada güvende hissedebilmesi konusunda okul ile iş birliği yapılmalıdır. Sabah kalkmakta zorlanan çocuklar için ebeveyn saatini normal saatinden 15 dakika daha önce kurmalı ve uyanma rutini oluşturarak daha keyifli bir kalkış sağlamalıdır. Tutarsız davranışlardan uzak durulmalıdır” şeklinde konuştu.

Uzman hekim desteğinin oldukça önemli olduğunun altını çizen Öziç, “Çocuğun davranışlarının kaynakları anlaşılamadığında, ebeveynin kendi duygularını kontrol etmeyi başaramadığını fark ettiğinde, çocukta ağlama nöbetleri, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi somatik belirtiler gözlendiğinde gece kabusları, diş gıcırdatmaları fark edildiğinde veya okul reddi dediğimiz çocuğun okula gitmeyi tamamen reddettiğinde bir uzmandan muhakkak destek alınması önerilmektedir” ifadelerini kullandı.

İHA

blank
blank
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli