h Dolar 7,7714 %0.15
h Euro 9,2014 %0.15
h Altın (Gr) 420,24 %0,53%
h Bitcoin 401238 %5.62748
h Ethereum 13875.95 %9.79264
a İmsak Vakti 05:56
İstanbul 10°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Furkan Özsoy

Furkan Özsoy

28 Ocak 2021 Perşembe

50m2 Dizi Özet ve İnceleme

50m2 Dizi Özet ve İnceleme
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Duyrulduğu andan itibaren merakla beklediğim senaryosunu Burak Aksak’ın yazdığı 50m2 dizisini Netflix nihayet dün yayınladı. Ben de bir oturuşta bitirdim ve şunu söyleyebilirim ki dizi gerçekten çok iyi olmuş. Burak Aksak’ın kalemini seven biri olarak ben dizinin karanlık atmosferine bayıldım. Karanlık bir film olmasına rağmen mizahı dozunda ve kaliteli. Oyunculuklar da karakterleri bir tık yukarı çıkarmış. Benim en beğendiğim karakterler Gölge (Engin Öztürk) ve Yakup (Yiğit Kirazcı) oldu. Karakterlerini olabilecek en iyi şekilde yansıtmışlar ve sahnelerini izlerken gerçekten keyif aldım. İkisini bir arada gördüğümüz anlar daha fazla olsaydı güzel olurdu. Dizinin mizah kısmını sırtlayan isim de tabii ki Muhtar (Cengiz Bozkurt) ve Turan Amca (Kürşat Alnıaçık). Özellikle Turan Amcayı izlerken fazlasıyla güldüm.

Dikkat Spoiler İçerir!

Dizinin ilk bölümünde Gölge’nin mahalleye sığınmak zorunda kalması ve olayların gelişme hızı çok hoş gelmişti bana. Çünkü olaylar o kadar hızlı ve seri bir şekilde gelişti ki izleyiciyi ikna etmeyi gerçekten başardı. Fakat sonraki bölümlerde Gölge’nin mahalleden kaçmaya çalışması, Mümtaz’dan koruma talep etmesi ve buna rağmen Servet’e zarar vermek için de mahalle için çabalaması çok çelişkili davranışlardı. Karakterin orada kaçmak için devamlı bir yol aramak yerine mahalleye uyum sağlayamaması daha mantıklı olurdu. Çünkü işin ironik tarafı olarak oyuncular birbirine o kadar uyum sağlamış ki o anlarda “Gitmekten ne zaman vazgeçecek?” diye kendime çokça sormuştum. Fazla da sürmedi ve herkes kaynaştı. Bunun olmasının ardından da (bu dördüncü bölümde oldu) karakter gelişimi tam anlamıyla gerçekleşmiş oldu. Bu konuya değinmişken Civan karakterinden de biraz bahsetmek isterim; Civan’ın hikayesi bana Leyla ve Mecnun’daki Kamil’i anımsattı. Evrildiği karakter itibariyle altı dolu bir kötü oldu Civan.

Karakter gelişiminin bir diğer boyutu da negatif anlamda benim için Yakup’tu. En sevdiğim ikinci karakter olsa da Yakup bölümler ilerledikçe hep aynı yerde saydı. Daha farklı bir görev yüklenebilirdi ona. Gölge–Adem ilişkisini kurcalamak dışında bir şey yapamadı ilk beş bölüm dışında. Başlangıçta vadettiği şeylerin altında kaldı bir anlamda. Burada muhtarın ona civan konusunda söylediği “Sen bu mahallenin genci değil misin Yakup, senin bundan nasıl haberin olmaz?” repliği çok güzel ifade ediyor durumu.


Replik demişken, Servet’in gördüğü kabuslardan sonra psikologla konuşurken “Ben gölgemden kaçıyorum, ondan kaçmak için de devamlı daha fazla karanlığa ihtiyaç duyuyorum.” demesi ve buradan hareketle Mümtaz’ı öldürüp onun işlerini de ele almasını, bir anlamda karanlık biriyken kendini daha fazla karanlığa gömmesi olarak algılamıştım ben. İçinde bulunduğu ruh halini ve hissiyatını çok güzel verdi seanslar. Birbirini destekleyen ve karakteri daha güçlü yansıtan bir bütün oluştu adeta replikler – çekimler – ışık arasında. Teknik ve hikaye olarak çok iyi harmanlanmış anlardı.
Dizide Mesut’un öldürdüğü müteahhidin adının Metin Özdemir oluşuyla Selçuk Aydemir eski dizisi Kardeş Payı’na verilen selam da çok güzel bir detaydı.

Devamını Oku

Tenet Film Özet ve İnceleme

Tenet Film Özet ve İnceleme
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz dönemde uzun süredir beklediğim bir film olan Tenet’i nihayet izleyebildim. Nolan filmlerini ayriyeten sevenlerinizin de filmi benim gibi merakla beklediğine eminim. Zira film Inception ve Interstellar ile epey benzer. Yine de bizim konumuz Tenet olduğu için sözü fazla uzatmayayım.
Açıkçası film beklediğim kadar karmaşık geçmedi. Üst düzey bir bulmaca değildi hatta tahmin etmesi kolaydı. Konu bakımından filmde karışıklık yaratan şey fikrimce bir paradoksu işliyor oluşu. Filmin başındaki opera sekansında karakterin hayatını kurtaran kişinin Neil oluşu, sonrasında işe alındığı sahnede adı bilinmeyen gizemli patronun Neil’in karakteri yakından tanıyor olması ve son sahnede “ben yolun sonundayım sen ise başındasın” demesi bu döngünün tekrar ettiğini gösteriyor. Filmde bu paradoksun halkalarından birini izliyoruz aslında.


İzlerken çekim teknikleri gibi detaylara da bakmaya çalışan bir sinema öğrencisi olarak film birçok yerde ilerleyen dakikalar hakkında spoiler veriyor diyebilirim. Örneğin filmin ilk saatinin sonlarında geçen otoyol sekansında çantayı Sator’a verdikleri anda ortadan geçen gri arabanın içinde başlangıçta bir şoför yok. Araba boş bir şekilde ilerliyor fakat arabayı ikinci kez gördüğümüzde arabanın boş olmadığını ancak arabanın içindeki kahramanın görünmemek için eğildiğini görüyoruz. Yani araba eğilmiş biri tarafından kontrol ediliyor ve bu yüzden de kontrolden çıkıp kaza yapıyor.
Aynı bölümün başlangıcında ise Neil (Robert Pattinson) ve protagonistin (John David Washington) içinde oldukları aracın sağ aynasında her şey yolunda gitmesine rağmen kırıklık ve kurşun izi vardı. Buna benzer bir izi havalimanı sahnesinde de görmüştük ve Neil “Henüz olmadı, olacak!” cevabını vererek bunu açıklamıştı. Bu da demek oluyor ki eğer gerçekten özenli bir izleyiciyseniz filmdeki çoğu olayı önden biraz bile olsa görmeniz mümkün, bu benim çok hoşuma gitmişti.


Filmde oyunculuk ve karakter olarak da Robert Pattinson gerçekten iz bırakan bir performans göstermiş. Başrol olmamasına rağmen hikayede o kadar kritik bir karakteri var ki, başrolü gölgede bıraktı benim için. Bence en etkileyici ve güzel karakterde oydu.
Filmin teknik kısımları hakkında da oyuncuların evrilme sahneleri için tersine konuşmayı, yürümeyi ve dövüşmeyi öğrendiklerini de bir dipnot olarak bırakmak istedim. Christopher Nolan gerçekten
kendisine hayran bırakan bir yönetmen ve en büyük talihsizliği de filminin pandemiye denk gelmiş olması. Kovid-19 salgını olmasa Tenet bir milyon dolar barajını aşabilirdi bence.

Devamını Oku

İnsan, Öleceğini Bile Bile Nasıl Yaşar?

İnsan, Öleceğini Bile Bile Nasıl Yaşar?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir yıl daha bitiyor ve ben biten yılda ne kadar ilerlediğimi yine bilmiyorum. Kaybettiklerimin ne kadarı kazandıklarıma değdi, kazandıklarımın ne kadarını gerçekten ben kazandım kestirmek çok güç.

İnsanoğlunun yapması gereken şeyler, atması gereken adımlar bir türlü bitmiyor. Sürekli yürümek zorunda olmak gerçekten can sıkıcı. Hele ki bir de tüm yürüyüşlerin boş bir heves uğruna olduğunu biliyorken.

Yıllar önce, Onur Ünlü’nün beş kardeş dizisinde Nazım Hikmet’in bir şiiri okunmuştu, insan öleceğini bile bile nasıl yaşar diye. O gün, şiir çok şiirsel gelmişti ama işin aslını şimdi anlayabiliyorum. Gerçekten insanın öleceğini bile bile yaşaması, yürümeye, ilerlemeye devam edebilmesi çılgınlık.

Nazım Hikmet de öyle diyor ya zaten, ya çıldırır ya da öleceğini unutur. Ama burada işleri zorlaştıran bir şey var, Müslüman olmak.

İnanıyor olmak, senin ölümü unutmanı engelliyor. Çünkü ölümü unutmak insanoğlunun dizginlenmesini engelleyecektir. Ölümü unutan insan, zalim olmaktan, hak yemekten, türlü zevklerin peşinden koşmaktan vazgeçmez.

Zaten bir çok şeyi “amaan dünyaya bir kez geliyoruz diye yapmıyor muyuz?” işte aslında yapmamalıyız.

Yani ben yapamıyorum. Ama sadece zevklerin peşinden koşarken değil, gelişmek için adım atarken de ölüm eşiğine takılıyor gibi hissediyorum. Bir gün öleceksek, uzun vadeli planlara gerek var mı gerçekten, bu soruya yanıt bulamıyorum.

Devamını Oku

Hz. Muhammed’e Hakarete Tam Olarak Nasıl Tepki Verilmeli?

Hz. Muhammed’e Hakarete Tam Olarak Nasıl Tepki Verilmeli?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed”

Bu konular hakkında bir şeyler yazmak, öncelikle bir genç, sonrasında bir Müslüman olarak fazlasıyla riskli. Çünkü yapabileceğimiz herhangi bir yanlış yönlendirme ile çok büyük bir vebalin altına gireceğimizi bilmemiz gerekiyor. Bu konuyu biraz daha detaylı, biraz daha farklı bir bakış açısı ile ele almak istiyorum.

Öncelikle belirtmek isterim ki, her müminin bir tebliğ vazifesi var. Ancak bu tebliğ sadece hadi Müslüman olun, Allah tekdir ve birdir, tüm kusurlardan münezzehtir, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun kulu ve resulüdür demeye davet etmekle maalesef olmuyor. Müslüman bireyin, öncelikle o davete uygun yaşıyor ve bu davetin bilincinde olması gerekiyor. Bu nedenle, her Müslüman bir düzeyde kendini geliştirmek mecburiyetindedir.

Sosyal medyanın maalesef en büyük zararlarından biri de insanları ayrıştırması. Biri nedeniyle, başka birine hakaret etmek çok kolay. Bu nedenle Müslümanın olabildiğince anlayışlı, sabırlı ve söylediklerinin bilincinde olması gerekiyor. Sizin yüzünüzden herhangi birinin Allah’a veya resulüne hakaret etmesi o sizi de büyük vebal altına sokacaktır. Bu nedenle davranışlarımıza, konuşmalarımıza, davetimize çok fazla dikkat etmemiz gerekiyor.

Peygamber Efendimiz ile ilgili ayetler - Galeri - Fikriyat Gazetesi

İkinci olarak, kimi savunduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Maalesef bizim ülkemizde özellikle vefat etmiş bir kişi ise genellikle neden sevdiğimizi veya neden sevmediğimizi tam anlamıyla bilmeden kolayca kutuplaşıp hakaret edebiliyoruz. Atatürk’e neden düşmanlık ettiğini bilmeden Atatürk’e karşı tavır alıyor insanlar, karşıdakiler ise kıyas için Muhammed Aleyhisselamı tanımadan O’na karşı tavır alıyorlar.

Halbuki birini tanımadan sevmek de nefret etmek de mümkün değildir. Hele yaşanmış ve bitmiş olaylar için birilerini sorgulamak veya kınamak çok büyük bir hata. Çünkü birinin verdiği kararları eleştirebilmek için olayın tamamına hâkim olmak ve ona göre hareket etmek gerekiyor. Biz peygamberimizin olduğu dönemde yaşamadık, bu nedenle Hz. Muhammed ile ilgili sadece sevgi ve saygı beslemek, onun sahih hadislerine itaat etmek zorundayız. Bir gün, inşallah hadisler ile ilgili fikirlerimi de bu platform üzerinden yazacağım.

Asrı Saadet döneminde yaşayan her birey, günümüzdeki Müslümanlar için birer örnektir. O örneklerin arasında hiddeti ve cesareti ile bilinen Hz. Ömer olduğu gibi, sakinliği ve sadakati ile bilinen Hz. Ebubekir Radiyallahu Anha da vardı. Ve, dört büyük halifeden sadece biri hiddeti ve gözü karalığı ile biliniyordu. Bu bizim için şöyle bir mesaj iletiyor olabilir, her 4 Müslümandan sadece biri hiddetli olabilir.

Çünkü Allah, Resulüne Ali İmran suresinde diyor ki;

“Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç, onlar için mağfiret dile. İşini onlara danış, karar verince de Allah’a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.”

Peygamber Efendimiz ile ilgili ayetler - Galeri - Fikriyat Gazetesi

Biz elbette peygamberimize hakaret edilmesine müsamaha göstermemeliyiz. Ancak önce o hakaretlerin sebeplerinden biri miyiz diye de kendimize sormamız gerekiyor. Kendi peygamberimizi yeterince tanımalı, tanıdıktan sonra da altı dolu şekilde peygamberimizi korumalı, hakarete izin vermemeliyiz.

Muhammed Emin Yıldırım hocamız, ramazanda anlattığı siyer derslerinin birinde demişti ki, Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde, Medine pazarlarının tamamı, yani Medine’de ticaretin tamamı Yahudilerin elindeydi. Peygamberimiz onlarla savaşmadı, kavga etmedi. Onların pazarına alternatif bir Pazar ortaya çıkardı, Müslümanların dürüst ve doğru ticaretleri sayesinde insanlar Yahudilerin pazarlarını değil, Müslümanların pazarlarını tercih etmeye başladı.

Biz de, Peygamberimize hakaret edilmesini istemiyorsak, hakaret eden insanlara karşı küfretmeyi, onlara karşı öfkelenmeyi bir yana bırakıp, onlara yalan yanlış tanıtılan İslam dinini ve onun resülünü, doğru ve gerçek şekilde tanıtmanın yollarını bulmalıyız.

Bunu söyleyen aslında ben değilim, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem;

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin.
Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin.
Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse,
kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”

Buradaki en düşük sıralama, insanın kalbiyle buğz etmesi. En zayıfın bir yükseği diliyle, en zirvesi ise eliyle değiştirmek.

FIFA oyunlarını oynarken, belirli zorluk dereceleri vardır. Acemi, amatör, yarı profesyonel, profesyonel, Uzman ve efsanevi.

Yukarıdaki hadisi bu gözle tekrar okumak gerekirse, kalbiyle buğz etmek, acemi Müslümanın yapması gereken bir şey.

Diliyle değiştirmesi, Amatör veya yarı profesyonel Müslümanın yapması gereken bir şey.

Eliyle düzeltmek ise efsanevi Müslümanın yapabileceği bir şey.

Hz. Muhammed (S.A.V)'i anlatan 39 ayet! | ListeTek.com

Bizlerin efsanevi Müslüman olması belki biraz zor ama eğer hedefimiz orası olmaz ise, en azından oraya ulaşmak için çaba sarf etmezsek mahşer gününde Peygamberimizden şefaat isteyecek yüzümüz olur mu, bilmiyorum.

Peki elimizle nasıl değiştirebiliriz, tıpkı peygamberimize küfredenler gibi.

Saçma sapan, sadece kriz anlarında ortaya çıkan güya dini karikatürler çizmektense, gerçekten peygamberimizin yaşadıklarını anlatan karikatürler hazırlamak bunlardan biri olabilir.

Kendi filmlerimizde, dizilerimizde, romanlarımızda, peygamberimizin yaşam tarzını yansıtan, onun değerleriyle değerlenmiş karakterler yaratarak bir adım daha atmış olabiliriz.

Hiçbiri elimizden gelmiyorsa, yapabileceğimiz en acemi Müslüman tepkisi, insanların öfkelerine, inatlarına, gururlarına dokunmamak adına kriz anlarında hal ve hareketlerimize dikkat etmemiz olacaktır.

Bir konu hakkında bilgi vererek aydınlatamadığınız bir insanın, öfkeli veya kızgın halinde ona ne kadar güzel şeyler söylerseniz söyleyin, öfkesinin ve inadının artmasına neden olursunuz.

Son olarak, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellemi tanımak adına Muhammed Emin Yıldırım hocamızın Siyer TV kanalını takip edebilirsiniz.

https://www.youtube.com/user/siyertv1

Özellikle Herkes İçin Siyer video serisini her Müslümanın mutlaka izlemesi gerekiyor.

 

Devamını Oku